Bayramda İstanbul trafiği ve bir anı…


TVlerde ana haber bültenleri her akşam diyordu “İstanbul’da trafik berbat” diye. Valla bunu kendi gözlerimle görmüş oldum. Gerçekten de berbattı. Anayollarda araçlar milim milim ilerliyor, millet sinirden kurallara pek uymuyordu…

İlginç mi diyim ne diyim, saçma bişi de oldu aslında. Bayramın ilk günü Maltepeden karşıda Emirgan’daki bir akrabamıza gitmek üzere yola çıktık. Tıklık tıklım olmuş yolda milim milim ilerliyorduk. Fatih köprüsü yolundayız, yol hafif meğilli yukarı doğru. Durunca frene basmak gerekiyor, yoksa çoook yavaşca geri gidiliyor. Neyse, dur kalklar arasında durduk biz de. Ancak baktık önümüzdeki eski Doğan frene basmamış ve çoook ağır bize doğru geliyor. Arabada ufak çaplı bi kriz oldu “eyvah geri geliyor” diye. Ve beklenen oldu, Doğan uffaktan bize dokundu ve durdu. Anlayışlı 2 şöförün inmeye zahmet etmeyeceği derecede basit bir dokunuşdu. Baktım öndeki arabanın aile babası, 60larındaki şöförü indi arabadan. Olay belli ya, o bize çarptı ve bize doğru yürüyor, “vay be, adama bak, özür dilemek için ne zahmete katlanıyor” diye içimden geçirdim. Ama adam gelip de “kardeşim ne bu ya, biraz dikkat etsene” demez mi!

Arabamız dolu, 1 sn süren şokun ardından hep bir ağızdan “ne dikkati, çarpan sensin” sesleri yükselmeye başladı doğal olarak. Birkaç kere tekrarlandı da bu yakınmalar. Pek adam duymuşa benzemedi ama. Bi camdan baktı içeri, sonra gitti tampona baktı, ardından da “hay Allah’ım” der gibi girdi arabasına…

Bu da bir başka “yol hikayesi” olarak yer etti bende.

Ama hala hatırlıyorum o “vay be, teşekkür edecek” diye düşündüğüm anı ve tekrar tekrar şok oluyorum adamın tavrı karşısında.

İstanbul ya, sen nelere kadisin…

+ Hiç yorum yok

Sizinkini ekleyin