Yeni bir ev ama aynı yaşam…


Lisden bu yana yatılıyım. Kaç yıl oldu sayamıyorum. Üniversite oldu bu gene değişmedi, yazlar, kışın ortası, bayramlar, hep ayrı yerde. “Memleket nere?” dendiğinde köküm İstanbul’u mu, küçüklüğüm Yalova’yı mı, lisdeki Kocaeli’yi mi yoksa yıllarımı alan Ankara’yı mı diyecem hiç biledem. Soruyu soranın yakınlığına göre ya durumu paylaştım ya da kestirip attım. Aslında yıllarca değişmeyen şey, bir ayağımın hep Yalova’da olmasıydı. O kadar sağlam değildi aslında, sadece anne ve baba vardı, eş dost yoktu, özellikle üniversitede, yaz okulları sağolsun, 2 ay geçiyordu.

Ve okul bitti, o yumuşak ayağın olduğu yere yıllardan sonra ilk defa bu kadar uzun kalmak üzere dönüldü. Dönüldü dönülmesine ama bu sefer de o ayak basılan evden gidilecekti. Baba emekli olunca lojman hakkı da gitmişti. Ancak yeni ev sorunlu, daha doğrusu inşaat halinde idi. Plan Eylül başıydı ama o da çoktan geçti…

Ve işte kısmet yarınaymış. Bu gece büyüdüğüm evdeki son gecem. Aslında çok yanlış bir cümle, benim esas büyüdüğüm ev neresi, hatta ev mi yurt mu bilmiyorum. Neyse, lafın gelişi diyelim, işte o büyüdüğüm evden gidiyoruz sonunda. Sabah nakliyat için gelecekler ve herhalde öğleden sonra bitmiş olacak. Peki ya sonra?

Haa, bir de şu var, yeni evin olduğu yerde yeni hat çekilmesi lazım, ancak Telekom satıldı ya, bir gariplikler oluyor(muş), ne zaman kablolu bir bağlantımız olacak belli değil (Turkcell hissesi alın). Olduğunda da ben burada mı olacam, yoksa görev başında mı, o da bilinmez. Dolayısıyla “evden internete” son bu gece. Artık şehre inip (A-ha Yalova Şeeeer oldu de mi?) net kafelere takılcaz, bu ne demek daha iyi görecez….

Merak etme ama sevgili bilgisayarım, sen er geç yine uzaktaki bilgisayar arkadaşlarınla gene “bit”leşebileceksin. Sadece zaman veremiyorum o kadar…

Kategoriler

+ Hiç yorum yok

Sizinkini ekleyin