Birikenler


Aslında biriken çok şey var…

En önemlisi herhalde şafağın 100’ün altına inmesi. Hatta plakalara başlamam. 200 gün geride kaldı burada. İlk geldiğim anı hala hatırlıyorum. Kalacağımız yerin kapısından Beş Parmak dağlarına bakarak “nasıl geçecek bu 9 ay?” diye hayıflanmıştım. Boşuna hayıflanmamışım, çok sıkıntı çektiğim oldu burada. Şimdi herşey çözüldü mü, hayır. Ama genellikle motivasyon amacıyla her dakika kullanılan “çoğu bitti azı kaldı” sözünü gerçek anlamında kullanabiliriz.

Aslında bir başka önemli gelişme daha var, “başımızda” bir değişiklik oldu. 4 Ağustostan bu yana işler biraz farklı. Belki gene yoğunuz, hatta yakında çok daha yoğun olacaz, ama bir şeyler iyi anlamda değişti.

Bir de ilginç, aslında ilkginç değil de komik, yok yok komik değil de traji komik mi artık nasıl diyeyim bilmiyorum, bir durum daha var. 3. kez ayağımı burktum burada. İlki ilk hafa sonu basket maçının 1. dk’sındaydı, diğeri ise kamuflaj içinde alarma koşarken olmuştu. Bu ise gene basket oynarken oldu. Bir farklar, bu sefer 15 dk dayandım Tam da güzel oynamaya başlamış, ısınmıştım. Ama olmadı işte. Ha bir de saçma sapan bir pozisyonda, hatta pozisyon bile yok, sakatlandım. Neyse, geçti sayılır, bugün ilk defa dışarı çıktım. Ha bir de şu var, bu gidişle anca Ekim sonunda bir tam maç çıkaracak sürede oynayabilecem herhalde. İlki 1. dk’da, sonunca 15. dk’da oldu, bir sonrakinde maçı bitirmiş olurum herhalde.

Eee, yavaş yavaş sivil hayata yaklaşıyorsak, iş hayatına da yaklaşıyoruz demektir. Daha doğrusu yaklaşmamız gerekir. Ona da sıra gelecek elbet.

Görecez yarının getirdiklerini…

+ Hiç yorum yok

Sizinkini ekleyin