Teknoloji Pürüzsüz Olmalı


Daha dün gibi hatırlıyorum ilk PC’mi alışımı. Ve benim teknoloji ile yaşadığım sorunlarım o gün kadar eski. Az önce masaüstü bilgisayarım mavi ekran vererek yeniden başlayınca bir anda hatırlayabildiğim bütün yaşadığım sorunlar gözümde canlandı.

İlk ciddi sorunum Fare sorunuydu. Özenerek A4 Tech marka aldığım fare bilgisayar açıldıktan belirsiz bir süre sonra kitleniyordu. Ama ilginç bir şekilde Windows95’i Güvenli Kip’te açınca kitlenmiyordu. Bu da sorunun yazılım olduğu havasını veriyordu. Defalarda sistem kurduğumu hatırlıyorum, “bu işi beceremiyorum” diyordum. İşin daha ilginç yanı, yazılım sorunu olduğunu düşünmemin de temelidir, 3 kere aynı model fareden aldım, üçünde de aynı sorun oldu. Çok sonra o modelde bir sorun olduğunu düşündüm, arkadaşın bilgisayarına taktım ve fare hiç çalışmadı. 3 farklı yerden aldığım aynı model 3 farede de aynı sorun…

O PC üzerindeki diğer sorunum sonraki yazdı. Sistemimden Win.CIH virüsü bir türlü eksik olmuyordu. Gene defalarca sistem kuruyor, çıldırıyordum. Sonradan aklıma geldi, elimdeki Windows CDsi virüslü mü diye düşünmek. Evet, sorun burdaydı.

Bunlar bilgisayar acemiliğimde karşılaştığım en temel sorunlara örnek gösterilebilir. Bunarlın çözümleri de vardı, sorun biraz deneyimsizlikti belki de. Gerçi bu sayede bazı sorunları da çözmeyi öğrendim, ama çok yordular. Ama bunlardan farklı olarak hiç çözemediğim sorunlarım da oldu. 2004-05 yılında Ankara / Dikmen’de oturuken ADSL’im vardı. İlk haftalarda çok memnundum ancak bir süre sonra MSN’de mesajlarım gitmez olmuş, web siteleri bir türlü açılmıyor, Gmail’de eklenti yollayamıyordum. Sorun az çok belliydi, dışarı data yollayamıyordum. Bir şekilde takılıyordu hepsi. Defalarca teknik servisi arayıp durumu şikayet ediyordum. Görevliler karşıdan benim telefon hattımın özelliklerine bakarak hiç bir sorun olmadığını, sorunun benden kaynaklanabileceğini söylüyorlardı. Geceleri 5-10 kbyte’lık bir dosyayı yollayabilmek için saatlerimi verdiğimi çok iyi hatırlıyorum. Sayfalar da talep=request yollayamadığımdan açılmıyordu.

Üşenmedim, arkadaşın laptop’ını getirdim, başka bir ADSL modem buldum, herşeyi denedim ancak olmuyordu. Ve ben telefonla aramaya devam ediyordum. Artık TürkTelekom’un beni deli etmek için çalışan bir kurum olduğunu düşünür olmuştum. Alp de dayanamayıp “adamların odasında ‘Orçun’un internetini çalıştır/çalıştırma’ butonu var” diye dalga geçiyordu. Onlarca aramamın sonucunda bir gün beni başka bir görevliye bağladılar. Adama durumu anlattım ve denemeler yapınca o da gördü sorunu. Eminim toplamda 3-5 saat telefonda ve bilgisayar başında görüşüp birşeyler denemişizdir ancak yapılamamıştı. Bu sorunu yaşayan bir ben vardım.

Sonrasında beklenmeyen şey oldu. Bundan 2-3 hafta kadar sonra bir anda herşey düzeldi, internetim sorunsuz çalışıyordu. Bendeki bayram sevinci görülmeye değerdi. Fakar bu sorun benim hayatımdan aldı, hem de çok. Bu sorunlar benden hiç eksik olmadı. Gene aynı yılın sonlarına doğru bu sefer de monit,örüm arızalandı. Aslında bu aletlerin “,ömrüyle” alakalı birşey belki, aynı sayılmaz fakat insan üstüste yaşananları bağlamaya bayılıyor. Belirsiz bir anda monitörün görüntüsü bir kaç salisede hayalet gibi gidiveriyor. İlk başta ekranın karşısında ağzım açık öylece kaldığım günlerin ardının Türk vari bir çözüm bulmuş, monitörün arkasında uygun yerleri yumrukluyordum.

Bu sorun halen devam etmekte. Kuşkusuz çözümü var, birden fazla hatta: Yeni bir monitör ya da Teknik Servis. Ancak imkanlar buna pek elverişli değil.

Yazmayı unuttum. Geçtiğimiz mart ayında HP Pavilion model, eksiksiz bir dizüstü bilgisayar aldım. İlk aylar gayet memnundum ancak yazın gelmesiyle DVD-Rom’u hiç bir ortamı okumaz oldu. Tabi yazamıyordu da. Kıbrıs’da yetkili servis de yoktu, çaresiz vatan toptaklarına dönünceye kadar takılıp kalmıştım. Oyun yüklemek ya da film izlemek için başka bir dizüstü ile ağ kurup gerekli dosyalara oradan ulaşıyordum. Türkiye’ye dönmeye 1 hafta kala da bu sefer dizüstü komple gitmiş, son derece yavaş çalışır, aynı anda 2 programı açamaz, bluetooth’u da görmez olmuştu. Çaresiz dönüşü bekledim. Gelip de en uygun HP Onarım Merkezine teslim etmem 7 Kasım’ı buldu. Telefonla yaptığım takiplerde hep DVD-Rom’un yurt dışında beklendiği söyleniyordu. 4 hafta dolmuştu ki aradığımda bu sefer DVD’ye ek olarak harddisk ve fan beklendiği de söylendi. Bunu duyunca bilgisayrdan ümidi kesip 30 iş günü olan tamir süresinin dolmasını ve sıfır, yep yeni bir dizüstü alma hakkımı kullanmayı bekliyordum. Ancak bugünkü aramamda bütün parçaların geldiğini, sistemin dün (perşembe) kurulup denendiğini ve Ankara’ya yola çıkmak üzere olduğunu (ya da çıktığını, burası apayrı bir yazı konusu), öğrendim.

Cümle başında “ancak” kullanmam bunun iyi haber olup olmadığını bilemediğini gösterir herhalde. Bu yazıyı yazarken 2 kere mavi ekran çıktı. Sonuncusunda Windows dosyalarından biri bozulduğundan “System Recovery” (Türkçe’si ne oluyor, Sistem Kurtarma mı?) yapmamı istedi de öyle düzeldi. Zannedersem klavye uçuyor, yanında da sistemi götürüyor. Güzel bir klavye almam şart gibi. Onca teknolojik sorundan sonra belki şunu diyebilirim: Teknoloji pürüzsüz olmalı!

+ Hiç yorum yok

Sizinkini ekleyin