Korku…


Dün okuduğum bir öykü bana “korku” dürtüsünü düşündürttü. Neydi bu öykü?

Şeytan bir gün büyük bahçeli, koskoca bir malikaneye girmiş. Merdivenleri çıkmış. Bir kuzu görmüş. Kuzunun boynunda bir ip varmış. Şeytan ipi çıkarmadan yalnızca biraz gevşetmiş. Kuzu ipin gevşemesiyle hareket etmeye başlamış ve malikanenin önünde bulunan aynayı görmüş.şaşırınca bir hamle yapıp aynayı kırmış. Çıkan gürültüye evin hizmetçisi gelmiş. “Sen ne yaptın? Ben şimdi burayı nasıl temizleyeceğim. Evin beyi bunu duyunca kesin beni kovar,” demiş ve kuzuya bir tekme atmış.Kuzu merdivenlerden düşünce ip yetmemiş ve kuzunun boynunu kesip onu öldürmüş. Bu sırada evin uşağı gelmiş. Neler olduğunu sormuş. Kadın anlatınca “Bunu nasıl yaparsın? Bey şimdi ikimizi de kovacak. O kuzu onun için çok değerliydi.” demiş.Ve hafifçe kadını itmiş.Kadın dengesini kaybetmiş ve merdivenlerden düşüp boynunu kırmış. Sesi duyunca evin hanımı gelmiş. Olanları öğrenince sinirlenmiş. Tam uşağı dövmek için uşağa yaklaşırken uşak “Lütfen beni bağışlayın ve beni kovmayın” diyerek diz çökmüş. Uşağın üstüne hızla gelen kadın ise ona çarpıp merdivenlerden yuvarlanmış ve ölmüş. Evin beyi gelip de olanları dinleyince belinden silahı çekip uşağı vurmuş. Sonra kendi kendine “Eyvah ben ne yaptım? Bir kuzu, aynanın kırılması ve sevmediğim karım için elimi kana bulamaya, katil olmaya değer miydi?” demiş ve silahı çekip bir kurşun da kendine sıkmış? Bütün bu olanları bir kenardan izleyen şeytansa sırıtarak “Ben hiç bir şey yapmadım ki. Yalnızca acıyarak kuzunun boynundaki ipi gevşettim” demiş.

Peki sizce korku bunun neresinde?

+ Hiç yorum yok

Sizinkini ekleyin