Yunanistan 1 – Türkiye 4


Pek futbol adamı değilim, izlemesini severim, tartışması da güzel olur ama sonrası yok malesef. Halısahaya çıktığımızda da ben topla değil top benle oynar.

Ama bunlar dün için çok uzakta. Dün geceki maçın başını kaçırdım, yediğimiz golü görmedim. Ama 3-4 dakika izledikten sonra, üzgün bir şekilde izleyen babama “bak gör, 3-1 alırız biz bu maçı” dedim. Öyle havadan sallamış görünsem de 3-4 dakika bana yetti takımdaki ışığı görmek için. Futbol adamı değilim ama o kadar barizdi bence. Yani oturduğum dakikadan itibaren o kadar güzel, kendinden emin bir oyun izledim ki, gol yemiş olduğumuz havasına kapılmadım. Belki de buydu rahat bir tahmin yapmama yardımcı olan. Umutsuz değildim! (Bu da güzel bir tartışma konusu ha, umudun/umutsuzluğun doğru tahmin yapmada etkisi!)

İkinci yarıda goller gelirken, yedeklerden Gökdeniz’i görünce “hah, tam Gökdeniz’lik maç” diye düşünüp babama “bi de Gökdeniz’i alsak tam olur” dedim. 5-10 dk geçmeden Gökdeniz oyundaydı. 2 dakika sonra yan kameradan Gökdeniz’i ayağında topla kaleye doğru giderken gösterince de “ya Gökdeniz, golü atıp da beni yalancı çıkarma” dedim. Ama o dar açıda atmayı bildi Gökdeniz. Son dakikalara gelinirken, daha Yunanlı izleyiciler kendi oyuncularını yuhalamadan çok önce gene babama dönüp “bak gör, maç bitince bizi alkışlayacaklar” da dedim. O kadar güzel oynuyorduk ki, futbolu seven herkesin takdir etmesi gerekn bir durumdu. Düşmanlığı bile aşacak bir güzellikteydi oyun.

Ve maçın sonunda A Milli Takımımız sahanın ortasında kendilerini alkışlayan stadyumu alkışlıyordu. Dediğim gibi ben futbol adamı değilim pek. Ama dün gece sahada o kadar güzel bir ışık vardı ki, çok anlamayan ben bile doğru tahminlerde bulunabildim.

Teşekkürler sana Milli Takım…

+ Hiç yorum yok

Sizinkini ekleyin