Dört Göz


Gözlükle yanlış hatırlamıyorsam ilk defa orta 1’de tanışmıştım. İngilizce kursunda tahtayı iyi göremeyince Saliha öğretmen “gözlerin bozulmuş olmasın” demiş ve soluğu göz doktorunda almıştık. Saliha öğretmen haklıydı, 0.75 miyoptum. Kaba bir hesapla 18 yıl olmuş.

Bu 18 yılın hepsi gözlükle geçmedi. 2000 yılında lensle tanıştım. Kabaca göz bozukluğumun 10. yılında. Zannedersem üniversiteye ilk adım attığım zamanlarda bir kere daha doktora gitmiştik ve ben lens istemiştim. Ama doktor “her gece tak çıkar, çekilir mi” diyerek hevesimi kırmıştı. Belki bunu o zamanlar lensler biraz daha pahalı olduğundan, aile bütçesi için yapmıştı. Gene de sonradan çok küfrettim o ana. Zira lens taktığım için Allah’a hep şükrettim. Büyük özgürlüktü.

“tü” dedim şimdi. Haftasonu bir şekilde gözümden rahatsızlandım. Cuma gecesi Ender’de kalınca lensi çıkaramadım. Cumartesiye sağ gözde hafif bir batma ile başladım. Ancak öğleden sonra acı arttı, göz felaket kanlandı ve sulandı. Hemen eve döndüm, lensi çıkardım ancak geçmediği gibi tersine iyice arttı. Zar zor uyuduktan sonra gecenin köründe ani bir acıyla uyandım. Uyutmadı uzunca bir süre. Herşeyin iyi olacağına emindim, kendimi ruhen sakinleştiriyordum ama acı geçmiyordu. Gözüme kalıcı bir zarar verdiğimden korkuyordum. Çok şükür, ertesi gün gittiğimiz Altunizade Dünya Göz’deki doktor bunun mikrop kapması olduğunu söyleyince çok rahatladım.

Rahatladım ama ucuza patlamadı bu olay. Rapordu, göz damlasıydı, iyileşmeydi derken geçen sürede lens mens takmadım. Net görmeye alışılmış 8 yılın ardından bu çok zor oldu. Dünkü kontrolde de doktor bir süre daha lens takamayacağımı söyleyince gözlük almak farz oldu. Zaten lenssiz bilgisayarı anca bir karıştan görebiliyordum. Çok kötüydü çok.

Neyse, bu kadar uzattığım lafın kısası ben gene dört göz oldum.

Duyurulur…

+ Hiç yorum yok

Sizinkini ekleyin