Roaccutane’a başladım


Başlık yeterli aslında. 2 gündür Roaccutane kullanıyorum. Ama ben hikayesini yazmadan edemeyecem.

Ergenlikten bu yana sivilce problemim hiç geçmedi. Elimi ne zaman yüzüme, sırtıma ya da başıma atsam, hemen bir sivilce bulabiliyorum. Kimi zaman baş veriyor, kimi zaman uzunca bir süre büyümekte olan bir sivilce olarak beliriyor, kimi zaman da baş vermeyecek şekilde cildin altında yer alıyor. Bilgisayar başında çalışırken da elim alışmış, bunları buluyorum, hatta itiraf ediyiyim oynuyorum da. Yaş kemale ererken bu hiç de güzel bir alışkanlık değil. Aynadaki görüntüde etkiliyor bazen. Hele bir de özellikle şu son zamanlarda öyle sivilceler çıkıyor ki, baş da vermiyorlar, verseler de patladıktan sonra haftalarca böyle beze gibi cildin altında kalıyorlar. Yani “bu böyle gitmez, bir şeyler yapmalı” durumu söz konusu.

Aslında bu düşüncelerle yola çook önce çıkmıştım. 2005’te, mezun olmama 1-2 ay kala ODTÜ’de doktora gitmiş, ilk defa Roaccutane’ı orada duymuştum. Ama mezun oluyordum ve tedavi için de 3 ay gerekiyordu, dolayısıyla başlamamıştım. Sonrasında araya askerlik girdi, kısa İzmit macerası derken, 2007 yazında İstanbul’daydım.

Bu sefer gittiğim doktor bana Tetradox diye bir antibiyotik verdi. Bu süper bir antibiyotikti, iki günde sivilce mivilce kalmadı. Nasıl mutluydum anlatamam. Ama iki hafta sonra antibiyotiği kesince sivilceler gene çıkmaya başladı. Doktora tekrar gittiğimde ilaca devam edebileceğimi ama bir de cildimi temiz tutmam gerektiğini söyledi. O esnada eylül ortasına gelmiştik ve ufukta Milano görünmüştü.

İtalya’da iken sürekli tetradox kullanıyordum. Kullanırken süperdim, kaymak gibi bir cildim vardı. İlaç bittiğinde ise sivilceli yüzüm geri dönüyordu. Bu böyle Mayıs’a kadar devam etti.

Mayıs ayında kısa bir Türkiye ziyaretim oldu ve bu sefer başka bir doktora gittim. O da Monodoks diye bir ilaç verdi ve benzer şeyler söyledi. İlacı aldığım bir iki gün önceki gib çok sevinçliydim, cildim gene süperdi. Ancak hazirana gibi iş değişti. Artık ilaç alsam da sivilceler bana mısın demiyordu.

Haziran sonunda Türkiye’ye dönünce soluğu başka bir doktorda aldım. Sivilceden alınan bir örnek üzerinde yapılan incelemeyle bakterinin Monodoks’a bağışıklık kazandığını gördük. Bu arada, monodoks da tetradox da aynı etkin maddeye sahipmiş. Test sonuçlarına bakarak bu sefer Riffadin diye daha kuvvetli bir antibiyotiğe geçtik. Bunu bir ay kullanacaktım.

İlaç çok etkili görünmemişti. Sivilcelerim azalmış ancak ne tetradoks ne de monodoksa başladığım günlerdeki cildim yoktu. Tek tük sivilceler gene vardı. 1 ay sonunda doktora gittiğimde sonucun değişmediği ortadaydı. Doktorum, bu bir aylık antibiyotik tedavasinini ardından, araştırmaları sonucunda gene bir aylık C vitamini tedavsinini kimi hastalara iyi geldiğini bulmuş. Hadi bunu da deneyelim dedik ancak bir değişiklik göremedim.

Aralık sonunda gelmiştik. Bir başka doktor ile yola devam etmek istiyordum ancak bir türlü harekete geçemedim. Gel zaman git zaman Ocak ortası da geldi ve çocukluk arkadaşım Özgür’e yaptığım ziyaretle bu durum da değişti.

Özgür’ün de sivilce problemi vardı. Öyle kötü olmuş ki, ensesinde çıkanlar yüzünden başını çevirirken canı yanıyormuş. Sonunda bir profesöre gitmişler ve Roaccutane tedavsine başlamış. Üç ay olmuş. Şu anda durumu çok iyiydi. Yan etkileri olmuş, cildi çok kurumuş ama değmiş buna.

Bunun üzerine ben de o profesöre gittim. İyi ki de gitmişim. Daha önceki tedavilerimi anlattıktan sonra bana sivilcelerin nasıl olştuğunu anlattı. Burası önemli işte.

Kıl köklerinin altında yağ bezleri olurmuş. Testesteron salgılanması sonucu bu bezler de yağ salgılarmış. Ancak genetik yapıya bağlı olarak bezin içi farklı olabilir, dolayısıyla fazla hormon yakaladığından fazla da yağ salgılayabilirmiş. Bu durumda yağ, kıl kökünden çıkarken tıkanabilir ve etraftaki kirle birleşerek siyah bir görünüm kazanabilirmiş. Bu olasılık siyah noktaları açıklıyor.

Diğer bir durumda da yağ fazla olduğunda çıkamayıp bezi şişir ve devamında cilt altında yağ bezinin çevresine dağılabilir, hatta bezeyi patlatabilirmiş. Ciltte doğal olarak yer alan bakteriler de bu yağlı kısma ulaşırsa iltihap gerçekleşirmiş ve sivilce oluşurmuş. Bu noktada da eğer bu iltihap cildin çok altında ise, baş vermeyen ama kızaran ve can yakan sivilceler meydana geliyormuş.

Olayın fizyolojisine böyle bakınca, sivilcelerle savaşta bakterilerden kurtulmaya çalışmak, daha doğrusu sorunun bakteri bazlı olduğunu düşünmek, elektrik kesilince “buzdolabı bozulmuş”  demeye benziyor. İşin esas temelinde fazla yağ üretme var ve bu da, bir, hormonal dengeye, iki, yağ bezine bağlı. Hormona dokunamıyoruz, o halde bu yağ bezine bir etkimiz olur mu?

İşte, anladığım ve öğrendiğim kadarıyla, Roaccutane da bu işi yapıyor. Tabi her ilaç gibi yan etkilere sahip. Doktorum ilacın 4000-5000 kadar hastada kullanıldığını, bunların 10-11’de sorun görüldüğünü söyledi. Bu durumda da tabi tedaviye son verilmiş. Özgür de çevresinde kullananlardan pek büyük bir sorun işitmemiş. En önemli yan etkisi cilt kuruluğu. İlaç cildi kupkuru yapıyor(muş).

Bunun dışında bir de ilacın belli kontrollerle kullanılması gerekiyor. En başında kan tahlili yapılıyor, ALT, AST, Trigiliserid ve toplam Kolesterol değerlerine bakılıyor. Dozajda, bu değerlerle birlikte kilo ve tabi sivilcelerin seviyesi de dikkate alınıyor. Kan tahlilim pek iyi değildi, özellikle kolesterol, sınır 200’ün üstünde, 236 çıktı. Diğerleri iyiydi. Doktor sadece çok yağlı etlerden ve peynirden kaçınmamı, yumurtadan da biraz uzak durmamı söyledi.

Bu görüşmenin ardından tedaviye 40 mg’la 28 Ocak Perşembe günü başladık. Doktor ayrıca cilt kuruluğuna karşı üre içeren Natura Plus (tam adı bu değildi galiba) verdi (sigortalar karşılamıyor, 21-22 TL civarında , bilginize). Şimdi sabah ve akşam cildime bunu sürüyorum, tabi sabahları bir de tok karnına Roaccutane alıyorum.

Özgür’le konuştum. İnsan 4-5 gün sonra ciltte kurumayı hissetmeye başlıyormuş. Tabi ciltle birlikte dudaklar da felaket kuruyormuş. Bunun için bir de dudak için bir lipstick aldım ancak henüz kullanmaya başlamadım.

Sonuçta Roaccutane ile yola çıktık. Deneyimlerimi buradan paylaşmaya da çalışacağım. İşe yarayacak mı, yararsa neye mal olacak görecez.

Artık hayırlısı…

Not: Hep sivilce dedim ama belki Akne demeliydim. Böylee yazdım, böyle kalsın, dedim, geri dönüp değiştirmedim.
Not2: Bu başlıktaki diğer yazılar;
Roaccutane’lı İlk Ay
Roaccutane’da 4. Ay Geride Kaldı
Roaccutane’da Yolun Yarısı
Roaccutane’da son viraj mı?

+ Yorum Bırakın