Bu ülkede herkes mi sorunlu olur!


Geçen gün Kozyatağı’ndan Üsküdar minibüsüne bindim. Kulaklıklar kulağımda, arkada oturmuş, kendi dünyamda takılıyorum. Bir ara ayakta bir bayan gördüm, birşeyler diyordu, ben de “n’oluyor” diye kulaklığı çıkardım. Baktım, “…zaten telefonla konuşmanız da yasak…” diye kaptan şöföre söylenerek yerine oturuyordu. Hakikaten de, kaptan ben bindiğimden bu yana telefonla konuşuyordu. Bayanı tepkisinden ötürü içimden alkışladım.

Az ilerledik, Atatürk Caddesi’ne çıktık, tam Starbucks’ın önündeki duraktan geçiyoruz ağır ağır, bir bayan gördüm elini kaldırmış “dur dur” gibisinden hareketler ediyor. Minibüs anca 5-10 metre sonra durdu ve o genç bayanla birlikte başka yolcular da minibüse bindiler.

Koşturarak gelen bayan, deminki şikayetçi yaşlı bayanın önüne doğru otururken “kaptan o kadar el ediyoruz ama almıyorsun bizi, niye durakta durmuyorsun?” diye kaptana söylendi.

Şimdi bu söylenmenin ardından nasıl bir tepki beklenir? Kaptanın sinirlenmesi mi? Birilerinin özür dilemesi mi? Haıyr, tahmin edilemeyecek şeyler gerçekleşti.

Bayan böyle konuşur konuşmaz, o arkasındaki yaşlı bayan hemen “orası zaten otobüs durağı” diye bir cevap yapıştırdı. Bayan şöyle bir döndü, şaşkınlıktan durdu kaldı, sonra da “hanımefendi size noluyor, ne diyorsunuz, o durakta beklemeyecektim de nerde bekleyecektim” gibisinden bir cevap verdi.

Cevabı alan yaşlı kadın bu sefer farklı bir kulvara geçti ve “zaten el de etmiyordunuz” diye, beni de dumura uğratan bir yorumda bulundu.

Şaşkınlıktan sıyrılıp sinirlenmeye başlayan bayan “hanımefendi size noluyor, ne diye kaptanı savunuyorsunuz, nerden gördünüz el etmediğimi?” şeklinde yüklenmeye başladı haklı olarak. Karşılıklı kurdukları bir iki cümle, telefonu anca kapatan kaptanın “noldu bayan?” gibisinden sözleriyle kesildi.

Bayanın savaştığı cephe değişmişti, “yok kaptan artık size demiyorum, bu kadına söylüyorum” gibisinden bir cevap verdi ama, anlaşılan kaptan en başından biraz dolmuş olacak, yüksek sesle cevabına başladı; “Sizi görmedim ki durmadım hanımefendi, yolcu görsem niye durmıyayım” gibi geriden gelen sözler etti.

Bayan bu sefer izah etmeye çalıştı; “yok kaptan, artık bu kadına cevap veriyorum, size birşey dediğim yok”. Ama nafile, kaptan freni patlamış gibi halen daha yüksek sesle cevap vermeye devam ediyordu.

Bunun üzerine bayan “yahu kaptan sana birşey demiyorum artık, bu kadına cevap veriyorum” diye durumu daha yüksek sesle tekar etti. Bunun üzerine kaptandeğil de yanında oturan, ve tahminen tanıdığı olan, yaşlı bey devreye girdi; “kaptana laf edilmez, saygı duyulur, ne diyerek kaptana laf ediyorsun, edemezsin” gibi laflar etti sinirli sinirli.

Artık tartışmaktan yorulmuş olan bayan da “noluyor yaa, neden herkes bana çıkışıyor?!” diye pes etti.

Bu saçma durumun ardından daha traji komik olan şeyse, bayanın pes edip susmasının ardından bütün minibüsün gülmeye başlaması oldu. Herkes bir yandan gülüyordu, bir yandan da “nasıl bir ülkede yaşıyoruz, herkes mi böyle sinirli olur?” gibi cümleler kuruyorladı.

Oysa bunun sinirle öfkeyle alakası yoktu! Doğru cümle “Bu ülke de herkes mi sorunlu olur!” gibi birşey olmalıydı.

Zira böyle cümleler kurarken bile güleryüzle iki bayan birbirlerine laf atmaya devam ettiler. Durumdan haklı olarak bunalan genç bayan dayanamayıp en sonunda “dur kaptan dur, şurada inecem ben” dedi ve gitti.

Olay tam olarak burada da bitmedi (dedim ya herkes sorunlu!). Bayanın inmesiyle o yaşlı bayan ve çevresindeki diğer yaşlı bayanlar “saygısız” diye arkasından sövdüler kızı. Bir başkasının “ama orası zaten otobüs durağı, minibüs durağı değil ki” diye tekrar ettiğini de duydum.

Şimdi düşünüyorum da, galiba benim yorumum da yanlış. Doğru cümle “Bu ülke herkes sorunludur!” olmalı, soru eki fazla yani. Nokta!

+ Hiç yorum yok

Sizinkini ekleyin