Gurmebüs ile yağmurlar altında 20.000 fersah


20.000 fersah biraz abartı ama gerisi tam anlamıyla gerçek. Sonunda ben de Gurmebüs’e katılabildim. Uzun zamandır katılmaya çalışıyordum, kısmet 14 Nisan Fener-Balat gezisineymiş. Ancak bu gezi yağmurlar altında gerçekleşti. Hem de ne yağmur…

Hemen Gurmebüs dedim ama bilmeyenler olabilir; nedir Gurmebüs? Adı üstünde aslında, bir grup gurmeyi bir otobüse koyarsanız bundan ne çıkar? O ekip hem gezer hem de yeni tatlar keşfeder. Olan da bu zaten. İstanbul’un en eski otobüsüyle farklı mekanlarda farklı tatlar aranıyor.

[singlepic id=131 w=480 h=360 float=center]

Aslında Sonradan Gurmeler ekibinin bir hediyesi bize. Armada Otel‘in de katkısı büyük. 2 haftada bir gezi düzenlemeye çalışıyorlar. Bunu da internette duyuruyorlar. Yetişebilirseniz yetiştiniz, yoksa ı-ıh, kaldınız. Zira talep çok fazla, giderek artıyor, yer bulmak çok zor (ben de anca 3. başvurumda katılabildim). Sonrasında buluşuluyor, otobüs sizi alıp ilk lezzet mekanına götürüyor. Tadımlık bir deneyimin ardından bu sefer yola yaya olarak devam ediliyor ve diğer duraklara uğranıyor. Hani İstanbul’un 7 tepesi var ya, her gezide de 7 ayrı mekana gidiliyor. Ve son durağın ardından otobüsle buluşma yerine dönülüyor.

İşte bizim gezimiz bundan biraz farklı oldu, daha doğrusu biraz ıslak. Daha ikinci durakta yağmur gösterdi kendini. Son duraklara yaklaşırken iyice arttı. Öyle ki, otobüsü erken çağırdık ve iki durak arasında kullanmamız gerekti.

Geziyi burada tekrar anlatmama gerek yok, hem Hülya kendi valizinde gayet güzel anlatmış hem de Pınar Gezen Yer‘inde. Bu anlatılanlar dışında bende iz bırakan farklılıklara gelirsek;

İlk aklıma gelen şey Diş Kirası. Tam Türk misafirperverliğine uygun, çok ince ve hoş bir gelenek. Ve bunu bize öğreten Asitane. Daha önce başka bir gezide Kariye Müzesini gezerken yanından geçmiştim. Foursquare sağolsun, orada olduğumu görünce Tuçe yazmıştı “yanındaki yer harika” diye. O yüzden hep aklımdaydı Asitane’yi gidip görmek. Gurmebüs ile bunu da gerçekleştirmiş oldum.

[singlepic id=135 w=320 h=240 float=center]

Sonra Balat. Apayrı bir mahalle. Bir an sıkışık ve biçimsiz apartmanların arasındasın, sonra bir bakıyorsun, iki katlı binalardan oluşan şirin bir çarşı var karşında. Sırf fotoğraf çekmek için bile saatler geçirilebilir. Zaytung’da böyle bir espri olmasına şaşırmamalı.

[singlepic id=127 w=480 h=360 float=center][singlepic id=128 w=480 h=360 float=center]

Tarihi taş fırındaki anasonlu gevrekler aklımda. Anasonun tadıyla birlikte kokusunu da ayrı alabildiğiniz, harika minik gevrekler. Bir yandan tadıyla damağınıza, öbür yandan kokusuyla içimize işleyebilen yiyeceklere diyecek yok, karşı konulamaz.

Başka ne var; Soroptimist Kulüpler Federasyonu. Balat Kültür Evinde ilginç logosuyla dikkatimi çekti.

[singlepic id=130 w=320 h=240 float=center]

Peki ne demekmiş? Kızkardeş kadınlar gibi bir anlamı var. Yani kadınların bir araya gelip birbirlerine birer kızkardeş gibi yardım etmesinden oluşuyor. Anlamlı bir kadın birliği. Meğer bunun bir federasyonu da varmış. Balat Kültür Evi sayesinde harika pazı sarma ve mantı ile birlikte bu ilginç kelime ve kavramla da tanıştım.

[singlepic id=132 w=480 h=360 float=center][singlepic id=133 w=480 h=360 float=center]

Fener Bulgar Kilisesi var mesela (Sveti Stefan Kilisesi). Fındık kabuğundan köfte’nin hemen karşısındaydı. O yağmurlu havada gidip göremedik yakından. Ama rehberimiz Egemen Bey anlattı hikayesini (evet ya, daha öncekilerde yokmuş ama bu gezimizde bir tur rehberimiz de vardı). Çok merak ettim, gidip görmek istediğim yerler arasına ekledim.

Ve Fener Rum Erkek Lisesi. Ya da günümüzdeki adıyla Özel Fener Rum Lisesi ve İlköğretim Okulu. İlk olarak, bir ara sokaktan iri damlalar eşliğinde aşağı inerken, Egemen Beyin uyarısıyla anca şöyle dönüp de gördüğüm, ve görür görmez vurulduğum bir yapı. Sonrasında Balat Kültür Evinin terasından gene damlalar eşliğinde fotoğrafını çekmeyi başardım ancak hiç kesmedi.

[singlepic id=123 w=480 h=360 float=center]

Ne harika bir yapı. Ya, İstanbul’da böyle bir yer vardı da niye bilmiyordum? Yeni öğrendiğime çok üzüldüm, hatta utandım. En kısa zamanda tekrar gidip gezmek istiyorum.

Son olarak da Hotel Daphnis‘deki tulumba. Tulumbanın lezzeti dışında bütünüyle bu olay çok ilginç geliyor. Yani gidip de harika bir butik otelde, tulumba gibi bir tatlının en lezzetlilerinden birini yemek. Otelde karşınıza çıkan şey tarihi bir Türk yemeği değil, Avrupa mutfağından bir örnek de değil. Anlı şanlı bir tatlı bile değil. Bildiğiniz tulumba. Pardon, bu tulumbayı asla bilemezsiniz. Harikaydı.

[singlepic id=134 w=480 h=360 float=center]

Diğer duraklardaki lezzetler de harikaydı, tulumbayı ayıran biraz da çok beklenmedik bir yerde olması.

Yukarıdaki listeye ekleyeceğim ufak bir detay daha var. Balat Kültür Evinden Hotel Daphins’e giderken yolda gördüğüm ufacık bir bina.

[singlepic id=124 w=480 h=360 float=center]

O merdiven ne öyle dışarda? Ne denebilir ki? Hikayesini çok merak ettim. Ancak o yağmur altında pek bakamadım. Tekrar yolumu düşürüp öğrenmek istiyorum.

İstanbul 7 tepe, gezimiz de 7 durak dedim. Ancak bizim gezimizin son bir sürpriz durağı daha vardı. Hotel Daphnis’in ardından çay içmeye Külliye‘ye gidecektik, gidecekmişiz. Otelden otobüsle sürprize doğru yola koyulduk. Ancak yağmur saatlerdir yağıyordu ve şiddetini de o kadar arttırmıştı ki, yollar resmen dere gibiydi. Hatta alt geçitte sudan ötürü mahsur kalmış araç bile gördük.

[singlepic id=126 w=480 h=360 float=center]

Ve malesef bu sebeple gidemedik Külliye’ye. Zaten gideceğimiz yerin Külliye olduğunu da gidemeyince öğrendik.

Olsun, hiçbir eksik yoktu gezide. Tek fazlalık yağmurdu, o da bolca vardı.

Peki nerede yürüdük, uğradığımız yerler nerleri? Bunun için şimdi biraz teknolojik bir detaya geliyorum. DSLR makinamla çektiğim fotoğrafların coğrafi etiketlemesini yapabilmek için, iPhone’da bir uygulama kullandım. Bu sayede sırf coğrafi etiketleme değil aynı zamanda bir yolculuk rotası da elde ettim (bu teknoloji başka bir yazı konusu olacak). Ortaya çıkan bu rotayla birlikte uğradığımız yerleri aşağıda görebilirsiniz.

[cetsEmbedGmap src=http://maps.google.com/maps/ms?msid=200435844635671549586.0004bdf77958f7cb40e9a&msa=0&ll=41.032185,28.949189&spn=0.013839,0.033023 width=450 height=350 marginwidth=0 marginheight=0 frameborder=0 scrolling=no]

7. Durağın ardından rotanın devam etmesinin sebebi, telefondaki uygulamayı bir süre daha açık bırakmamdan kaynaklanıyor. Rotada biraz da sapmalar/sıçramalar var. Bunlar da maalesef GPS hataları. Bilere düzeltmeden bıraktım.

Peki yukarıdaki fotoğraflar dışında başka fotoğraf yok mu? Yağmur yüzünden ne makinemle ne de iPhone’la istediğim kadar fotoğraf çekemedim. Gene de çekebildiklerimi Picasa albümüme yükledim. iPhone’la çektiklerimi de instagram’a #gurmebus etiketiyle yükledim. Dilerseniz linkten bakabilirsiniz ama doğal olarak bu etiketle yükleyen tek ben değilim, karşınıza birçok farklı fotoğraf çıkacaktır.

Sonuçta benim için çok güzel bir deneyim oldu. Gezip görebildiklerim ve tadabildiklerim kadar, göremediklerim de çok. Hem yakın bir zamanda yine bir Balat turu yapmak istiyorum, hem de en kısa sürede diğer bir Gurmebüs gezisine katılmak.

Tabi yer bulabilirsem.

+ Hiç yorum yok

Sizinkini ekleyin