Nas’ın olsa nasıl olur?


Ben de yıllar önce download furyasıyla film arşivlemeye başlayanlardanım. O dönemde DVD’ler henüz yeterince ucuz değildi, harddisklerin de kapasiteleri yetersizdi. CD’lerin MB maliyeti ve kapasite esnekliği CD’leri çok kullanışlı kılıyordu. Ama CD’lerim bir yerlere sığmayıp çantalar aldığım vakit kendi kendime “bu iş nereye varacak?” diye sorduğumu hatırlıyorum.

Zaman geldi geçti. DVD’ler ucuzladı, Blue-Ray diskler piyasaya çıktı, hard diskler TB kapasiteleri gördü. Bunların ilerisinde USB diskler ve hafıza kartları da çıktı. Ve hepsinin ötesinde artık “bulut – cloud” devrindeyiz. Her yerden önemli verilerimize erişebiliyor, hatta başkalarının da erişmesine izin verebiliyoruz. Harika!

Yalnız “önemli verilerimiz” dedim! Onlar tamam da peki ya diğer verilerimiz?

Dijital devrimle birlikte sadece film değil artık her türlü verimiz dijital. İş/çalışma dosyalarımız, fotoğraflarımız, müziğimiz, videolarımız, hepsi 1 ve 0’lardan ibaret. Ve 300-500 MB değil, onlarca yüzlerce GB seviyesinde. Daha da mühimi, bunların boyutu git gide artıyor. Peki napıyoruz? Herkesin yeterince büyük ve esas kabul ettiği bir USB diski var, yedekleme ve saklama için bunu kullanıyor. Peki biraz daha dolunca noluyor? Yeni bir USB disk daha alınıyor. Elde birden çok disk ve dağılmış verilerimiz…

usb_disksBununla birlikte, her ne kadar USB diskler bir mobilite sunsalar da hayat koşturmanıza göre sürekli bir tak-çıkar durumuna gelebiliyorlar. Hadi şu filmi aç, buradaki fotoğraflara bak, şunu indirip oraya koy vs, uğraştırıcı. Bir de bu bağlantının hızı söz konusu (bknz. çeşitli usb disklerin okuma/yazma hızları). USB3 ile hızlar artmış olsa da GB’lar söz konusu olduğunda çok beklemek gerekebiliyor. Pek pratik değil.

Öbür yandan cihazlarımız arttı, akıllı telefon ve tablet dönemindeyiz. Ancak bu cihazlardan USB disklerdeki verilere ulaşmak kolay değil. Kablosuz USB diskler çıksa da pahalı, o yüzden normal usb diskleri önce bir bilgisayara takmak şart.

Şöyle bir hayal kursak; evde eski bir bilgisayar olsa, bunu hep açık tutsak, bu sayede ev ağında her cihazdan üzerindeki verilere erişebiliriz. Hatta FTP sunucu kurarsak ev dışından da erişmemiz mümkün. Hazır açıkken internetten indireceklerimizi de ayarlarız, kendisi otomatik olarak indirir. İndirdikten sonra TV’ye bağlayıp filmleri, dizileri de izleriz, ses sisteminden mp3’leri de dinleriz. USB yazıcımızı bağlar, ağ üzerinden kullanabiliriz. Cihazlarımızdaki verileri yedekleyebiliriz. eskimasaustuAyrıca anakartının RAID özelliği varsa verilerimizi güvenle saklayabiliriz de. Nasıl, harika olmaz mı?

Biraz zor işte, bir çok dezavantajı var. Bilgisayar demek, ekran, kasa, klavye, yani fazladan çok yer demek. Artı, enerji tüketimi de çok fazla olur. Bu bilgisayar bir nevi sunucu olacak. Bunun yazılımları, güvenliği, güncelliği vs var. Bakın Microsoft da bunu düşünmüş olacak ki 2007’de Windows Home Server diye bir “ev sunucusu işletim sistemi” çıkarmıştı. Ama yürümedi. Kısaca pek pratik değil. Peki böyle bir bilgisayar yerine sırf bu işe yönelik özel cihazlar yapılamaz mı?

Cevap; Evet! Böyle cihazlar yapılabilir, hatta yıllardır yapılıyor. Ve bunlara da NAS, yani Networked-Attached Storage deniyor. Harika cihazlar. Kimileri içinde diskle geliyor ama genelde disksiz satılan, PC kasasına kıyasla daha küçük kutular bunlar. Ve bir disk taktığınızda yukarıda kurduğum hayallerden çok daha fazlasını yapabilirler. Web sitesi, eposta sunucusu, multimedya oynatma, dlna uyumlu cihazlarla iletişim, torrent ya da paylaşım sitelerinden dosya indirme, mobil uygulamalarla uzaktan erişim ve daha fazlası. Hatta IP kameralar ile güvenlik sistemi bile kurmak mümkün.

nasdiagram

Bu cihazların popülerliği son yıllarda ev kullanıcıları için de bir hayli arttı. WD, Seagate, gibi markaların ürünlerini artık teknoloji marketlerde, internette görebiliyoruz. Bunun dışında Netgear ve Qnap‘ın da ürünleri mevcut. Iomega Türkiye’de atakta, kullanışlı ürünleri var. Ama bir marka var ki, ürünleriyle benim için bir numara; Synology.

NAS’ların ortak özelliği depolama. Farklılaştıran özellikleri ise bence cihazın ek olarak yapabildiklerinde. Ve işte bu noktada Synology, Disk Station Manager – DSM ile, yukarıda anlattığım hayallerin ötesinde harika özellikler sunuyor. Böyle bir cihazın potansiyelini fazlasıyla veriyor. (Synology ürünlerini teknoloji marketlerinde pek göreceğinizi sanmıyorum ama Türkiye sitesi www.depoturk.com bir hayli dolu ve temin edebileceğiniz yerleri bulabilirsiniz.)

nas_raidKısacası bu cihazlar çok kullanışlı. Ama sırf Synology’nin değil, her markanın çok farklı ürünleri var, kafa karıştırabilir. Bunun için Nas’ları takılabilecek disk sayısına göre ayırmak lazım. En basit model, tek disk takılabilenleri. Sadece tek disk takılabildiğinden RAID‘den yoksun. Sayı ikiye çıktı mı RAID1 de beraberinde geliyor, yani verileriniz düşük kapasitede ama daha güvenli saklanıyor. Ama bu sayı 4’e çıktığında, çok farklı RAID çözümleri barındırabiliyor. Güvenlik ve kapasite optimumda sunuluyor. (Daha fazla disk takılabilenleri de mevcut ama fiyat/performans ve kapasite bakımından küçük ofis/iş için çok daha uygunlar)

Ama bence ev için böyle bir cihaz düşünülüyorsa, hedef 4 disklik bir model olmalı. Tek disklik model, aldığınızla kalıyor, ne kapasitede bir disk takarsanız o kadarını elde edersiniz, bitti. 2 disklikte; hadi diyelim ilk başta fazla paramız yok, ikinci diski bir yıl sonra alıp takabiliriz. Ama ikinci diskle birlikte bir seçim yapmak zorundasınız; ya RAID ile veri güvenliği sağlanacak, kapasite artmayacak ya da kapasite artacak ama RAID olmayacak. İşte 4 disklikler farklı RAID çözümleri ile optimum sonuç verebiliyor. (Synology bu noktada da kendi RAID sistemini sunuyor – Synology Hybrid RAID). Tabi ki ne kadar ekmek, o kadar köfte. 4 disklik modeller çok daha pahalı.

synology_nas_products1-2-4_bays

“Peki ya bulut ne olacak?” denirse, bence bulutla Nas, birbirlerine benzeseler de farklı kulvarların ürünleri. Bulut hizmetlerinin amacı, belli başlı verilerinize her yerden erişim sağlamak. Ama bir o dosya, bir şu fotoğraf bir de o video dediniz mi senkronizasyon için çok fazla bağlantıya ihtiyaç duyuyor, ki böyle sık kullanım karşısında hiç pratik değil. Nas ise yedekleme, saklama, çoklu erişim gibi birçok farklı özelliğe sahip ve normal bir diskiniz gibi sık ve hızlı kullanıma uygun. Ayrıca Nas ile evinizden kendi bulut hizmetinizi verebilirsiniz. Tabi evinizin internet hızı dışarıdaki hizmetlerin hızıyla yarışamaz. Sonuçta kıyaslama belki şöyle özetlenebilir; bulut söz konusu oldu mu dışarıdaki servisler kısıtlı bir kapasiteyi yüksek hızla sunabilirken, Nas büyük bir kapasiteyi limitli bir hızla sunabilir. Artı, bir sürü de özellik.

NAS konusu aslında pek mühim. İlerleyen yıllarda popülerliği bence de çok artacak (bknz. Iomega Ülke Müdürü Eftal Sezer’le röportaj), çünkü en iyi çözüm. Ancak henüz son kullanıcılar tarafından yeteri kadar bilinmiyor.

Hâlbuki, bir Nas’ınız olsa, nasıl güzel olur, nasıl güzel olur…

+ Hiç yorum yok

Sizinkini ekleyin