Hayalet Arabalar Meğer Gerçekmiş

Hayalet Arabalar Meğer Gerçekmiş


Ignition‘ı hatırlayan var mı? Hani şu basit ama insanı içine alan yarış oyununu.

Oyunun çekiciliği neredeydi bilmiyorum. Yarış arabasından otobüse, polis arabasından kamyona kadar olan eğlenceli çeşitlilik mi, grafiklerin enerjisi mi, ya da hepsi mi, söylemesi zor. Bunlar dışında benim hatırladığım detay ise “hayalet araba / ghost car” özelliği.

Zamana karşı yarışılan “Time trial” modunda, sizinle birlikte pistte bir de en iyi zamanı temsil eden hayalet araba oluyordu. Bu araba sadece görseldi, görünümü de hayaleti andıracak şekilde biraz şeffafdı. Bu sayede size hiç bir müdahalesi olmayıp, sadece yarış içinde ne durumda olduğunuzu görmenizi sağlıyordu. Bir virajda hayalet arabanın arkasında mı kaldınız, o halde en iyi zamanın gerisindesiniz demekti.

Geçenlerde bir akşam dar bir yoldan çevreyoluna çıkmak üzereydim. Tam uygun bir hıza çıkacakken o dar yolda önümde bir arabaya vardım. Araç daha hızlı gidebileceği yerde yavaş gidiyor, beni de arkasında tutarak yok yere yavaşlatıyordu. İstanbul trafiğinde çok sık rastladığım bu duruma tabi sıkıldım, sinirlendim. Birkaç yüz metre sonra yol genişledi de geçebildim.

Geçtim gittim ama… Ama o belki 1 dk sürmeyen sıkıntı yeterliydi, düşündürmeye itti beni. O araba önümde yavaş giderken ne olmuştu da bu kadar sinirlenmiştim?

İnsan zihninin garip bir yapısı var. Duyulardan gelen verileri zamansız bir düzlemde bir araya getirebiliyor. O gece o arabanın arkasındaydım ama, yol düzgündü ve açıktı, daha hızlı gidebilirdi o araba. Benim zihnim çoktan o yolda hızlı gidiyordu yani. Bir nevi hayalet bir araba devreye girmişti, o öndeki araba öyle gitmese ben de çoktan basıp gidebilecektim.

İşte buydu canımı sıkan. Tıpkı, çok hızlı gidip ruhlarını geride bırakan yerliler gibi ama tersine. Ruhum almış başını gitmiş, ben gerideydim. Hayat denen yarışta hayalet arabamın arkasında kalmıştım.

Hayalet araba ve ben

Finişi gören hayalet arabam ve geride kalan ben

Bunu trafikte çok sık yaşıyor oluşumuzun sebebi herhalde olayın ileride/geride diye göze batmasının çok kolay olması. Bariz bir yarış söz konusu. Bir de, İstanbul’da trafik hayattan çok çalıyor. Rahat değiliz, birşeylere bir yerlere yetişme derdindeyiz ve baştan eksideyiz. Hani kıt kanaat geçinirken herşey maliyettir, dolayısıyla herşey zarardır, istenmez. Böyle bir his de göze ileride/geride diye bakmayı ister istemez yerleştirebiliyor.

Konu sırf trafikle sınırlı değil tabi ki. İnsan kendine göre birçok yarış üretebiliyor. İş hayatından gündelik yaşama, sinirli ya da memnuniyetsiz anların sebebi aslında paralel bir hayatta daha “ileriye” gitmiş, oradan göz kırpan hayalet arabamız olabiliyor. Olay belki de, hayalet arabamızdan geride kaldığımızı farkettiren etkende yatıyor.

Sonuçta hayalet arabalar gerçek. Bu zihnimizin bir yan ürünü. Peki çözüm? Yarışmamak mı?

Belki de yarışmak yerine Ignition gibi, oyundan keyif almasını öğrenmek

 

Not 1: Ignition artık bir abandonwareŞu Ignition videosunun altındaki açıklamalar ile bilgisayarınıza kurup oynayabilirsiniz.

Not 2: Yazarken öğrendim. Yerlilerin hikayesiyle ilgi hatırladığım bir Can Dündar yazısı vardı. Meğer onun değilmiş! Ve böyle sahte bir çok Can Dündar yazısı varmış!

+ Yorum Bırakın