I Survived Bursa Teleferik

I Survived Bursa Teleferik


Hani “I survived” ile başlayan tshirtler vardır. İşte başlık da benim yeni tshirt projemi anlatıyor. Hikayesini ise aşağıda anlatıyorum.

Sonunda birkaç arkadaş snowboard için haftasonu Uludağ’a gittik. Tabi tatilin bir sürü detayı var, biri de ulaşım. Ben “Kar lastiği oldu mu arabayla Uludağ’a çıkabiliriz” derken Bursalı bir arkadaşım “delilik” diye uyardı, “Teleferik var, onunla çıkın” dedi. Hemen “teleferik Bursa” diye googleladım. Aa, harika bir sonuç çıktı, direk “teleferik.com.tr” diye site var. Hem de nasıl site. Tasarım falan yerli yerinde, imaj süper, harika. Benim gibi bir mühendisi çeken teknik bilgiler, açıklamalar eksik değil. Kocaman da yazıyor “Uludağ’ın Zirvesi 22 Dakika” diye.

Uludağ’ın Zirvesi 22 Dakika! (teleferik.com.tr web sitesinden)

Siteyi geç, istayonda bilmem kaç araçlık otopark da var, Starbucks falan açılmış. 10 numero bir düzen kurmuşlar dedim, takdir ettim. Ekip de uygun buldu, teleferikle çıkıp inecek şekilde plan yapıp mutlu mesut yola çıktık.

Peki teleferik istasyonuna nasıl gideceğiz? Bir klasik olan Yandex Navigasyon‘u açtım. Tarif basit gibiydi, Bursa merkezden Ankara’ya doğru geçip ilerden sağa sapılacaktı. Neyse ki kocaman tabela konmuş, Teleferik diye sağı gösteriyordu. E böyle olunca navigasyona gerek yok diye kapattım telefonu. Ne de olsa anayola Teleferik diye yazan, devamındaki yolda da işaretlere devam eder. Öyle değildi işte! Devamında hiç bir tabela vs yoktu! İnsan “Nasıl olmaz, mutlaka vardır” dediğinden hemen navigasyonu açıp durumu düzeltemiyor. Kısacası o ilk tabeladan birkaç yüz metre sonra kaybolduk. Sonrasında Yandex Navigasyon da bir klasik yapıp bizi saçma sokaklardan dolandırdı. Neyse, güç bela varabildik, park ettik otoparkına. İstasyonda pek kalabalık yoktu. Gerçi gene de Arap turistlerle kabinde sıkış tepiş Uludağ’a çıktık.

Pazar akşamına doğru dönüş havası da başladı. Uludağ’da felaket bir trafik vardı. Pistle tesis arasında hep yürüdük. Akşam 6 civarı hala daha trafik kilitti. Biz de teleferiğe minibüs yerine yürüyerek gidelim dedik. Yola çıktığımızda trafik erimişti ama yürüdük gene de. Ama o da ne! “Hani trafik de eridi ya, teleferikte de kabinler şimdi boştur” şeklindeki hayallerim, upuzun teleferik kuyruğunu görünce resmen yıkıldı! Mecbur sıraya girdik (18:50). Girdik ama sıra hiç ilerlemiyor. Bir de felaket rüzgar var, donuyoruz resmen.

Öbür yandan “teleferik açıldı, teleferik açıldı, Uludağ 22 dakika” diye panolarda koca koca yazılar var ama zirvedeki istasyon binası hala inşaat halinde. Duvarlar sıvasız, hatta birçok yer sunta kaplama. Boş alanlar var ama yolcuların bekleyebileceği bir yer yok. Sona doğru sırayı kıvırarak bir nebze kapalı bir yere aldılar ama nafile, soğuk etkindi.

Beklerken görevlilerle konuştuğumuzda pazar günlerinin hep böyle olduğunu, yığılmanın 4-4,5 gibi başladığını ve sıranın daha da uzadığını söylediler. Bursalı biri de 20 yıldır hep minibüsle çıktığını, ilk defa teleferiği denediğini ve bir daha binmeyeceğini söylüyordu.

Yaklaşık 1,5 saatlik bir bekleyişin ardından teleferiğe bindiğimizde saat 20:22 idi. Tabi giderken gündüzdü, dönüşte artık gece olmuştu. Kabin içinde en ufak bir aydınlatma olmayınca ormanın ortasında karanlıkta 8 kişi kalakalmıştık. Sanki Interstellar‘daki gibi, uzay boşluğunda gidiyorduk.

Afişlerde 22 dakikada yazıyor ya, 9 gibi arabayla yola çıkarız diyordum içimden. Oysa yukarı nasıl ve ne sürede çıktığımızı unutumuşum. Yaklaşık 25 dakika sonra ara istasyon Sarıalan’da indik. Ama daha inmeden içimiz hüsranla doldu zira bekleme kuyruğunu yaklaşırken görmüştük. Her halde gün içinde bu ara istasyondan da binenler olduğundan yukarıdan gelenlere yer kalmıyordu ve yığılma oluyordu. Öbür yandan buradaki istasyon binası da yarımdı. Dışarıdaki kaplamalar sıvanmamıştı, hatta rüzgar düşecek gibi sallanıyordu.

Bir 30 dakika da burada bekleyip 21:17 gibi tekrar teleferiğe binebildik. Bu sefer az da olsa hem içerde hem dışarda led aydınlatmalar vardı. İçerdeki azdı ama vardı işte. İddia edilen 22 dakika zaten aşılmıştı, kaç dakika yolumuz kaldı bilemeden gidiyorduk. Artık karanlıkta değildi ama, Bursa’ya yaklaşmıştık, ışıl ışıl bir manzara vardı (pil sorunundan fotoğraf çekemedim ki!).

Gene yaklaşık yarım saatlik bir yolculuğun ardından “burada da inişte sıra varmış” esprileri ile 21:50 civarı ana istasyona varmıştık.

Yukarıda ve haberlerde ne yazıyordu? Uludağ zirve 22 dakika. Gerçekte öyle mi? Hayır değil, temiz 3 saat sürdü. Interstellar diye espri yapmıştım ama galiba tersi gerçekleşti. Biz 3 saat yerken Bursa’da 22 dakika mı geçti?

Burada yapacak çok birşey yok aslında. Yığılma olması belediyenin suçu değil. Bunu belki gitmeden iyi araştıracaktık, yığılma olduğunu öğrenip dönüşü farklı planlayacaktık. Galiba sadece teleferikle çıkış yapmalı, dönüş için önceden bir taksi ile anlaşmalı. Ne de olsa kişi başı 20 TL alınıyormuş, 15 TL teleferik ücretinin dışında 40-45 dakika iniş ile konforlu bile denilebilir.

Öbür yandan belediye harbiden yatırım yapmış, güzel bir iş çıkıyor gibi. Gibi diyorum zira teleferik 29 Aralık’ta açılmış ama inşaat devam ediyor, yapılarda eksik çok. Buna, hadi sezona yetiştirme çabası denebilir. Ama bekleme olmasa bile yolculuk 1 saati bulurken “22 dakikada zirvede” hayli yanıltıcı bir tanıtım. Hani zirve demese, ana istasyondan Sarıalan’a belki 22 dakikada varılabilir ama kimi afişlerde özellikle zirve yazıyor. Resmen aldatıcılık var!

Sonuçta Bursa Teleferik, güzel gibi görünse de gidiş-geliş için yanlış bir tercih. Yanlışın ötesinde yorucu, yıpratıcı. İnsan resmen parasıyla rezil oluyor. Boşuna “I Survived” demiyorum.

Tshirt de hazır bu arada, tisho.com’daki dükkanımda 30 TL’ye satıyorum.

ISurvived_BursaTeleferik

I Survived Bursa Teleferik – tisho.com’daki tshirt

+ Hiç yorum yok

Sizinkini ekleyin