I Survived SSC Tur

I Survived SSC Tur


Snowboarda başlamam ve tutkuya dönüşmesi ile sürekli yeni tshirt projeleri üretiyorum. Bu seferki de “I Survived SSC Tur”.

Uludağ’a ilk gidişimde araba + teleferikle gitmiştik, sorunluydu. Sonrasında yıllardır snowboard yapan arkadaşım Özgür‘le gitmeye başladım. Ve öğrendim ki sırf Uludağ için değil, birçok kayak merkezi için günübirlik ya da farklı günler gidip gelmeli turlar varmış. Arkadaşım genelde SSC Tur ile gidip gelmiş. Peki dedim, hazır Bursa Teleferik‘ten dert yanarken ben de turla gideyim, hem günübirlik hem de farklı günlerde gidip dönmeli seyahatlerimde SSC Tur’u tercih ettim.

İlk gidişim günübirlik bir cumartesi turuydu. Gitmeden önce aracı ve rehberi bildiren bir sms gelmişti. Sorunsuz yola çıktık, sağ sağlim de Uludağ’a vardık. Bizi 1. Bölgenin merkezinde indirdiler. “Akşama 16:30 – 17:00 gibi buradan hareket edilecek” dediler. Tamam dedik. Kaydık kaydık, akşam oldu, dönüş vakti geldi. Bizi bıraktıkları yere geldik, bekliyoruz ama otobüs yok. Telefonla arayınca öğrendik, meğer otobüs park yerinden hareket edilecekmiş. Bizim gibi bekleyenler vardı, aramasak nasıl öğrenecektik? Gece mesaj atabiliyorsun, büyük olasılıkla bir sistemden atıyorsun. Teknoloji denen birşey var, gelmeden önce ofisten tüm numaraları telefonuna liste olarak kopyala, herhangi bir durumda kendi cebinden toplu mesaj gönder. Daha güzel olmaz mı? Güzelden öte izlemen gereken yol bu değil mi?

Biraz gecikmeli de olsa çıktık yola, dönüyoruz. E tabi akşam oldu, gün boyu enerji yaktık de, açız. Napıyoruz? Orhangazi’de Sakallı Köfte varmış, oraya uğranacakmış. 12,5 TL’ye jeton verdiler kasadan, onunla sıraya girip koca bir kazanın içinden, önceden pişirilip sonra tekrar ısıtılmış görünen, erimiş yağların arasından köfte verdiler.  Ha, bir de ayran. Zaten ortam bir garip, Tchibo panolarını araklamışlar bir yerden, kahve afişi diye asmışlar. Hem köfte iyi değil hem de mekan iştahtan uzak. Gidilebilecek daha güzel yerler varken çok şey mi istiyorum?

Sağ sağlim döndük ama Özgür hem dönüşteki habersizliği, hem de mola yerini şikayet edeceğini söylüyordu. Gene de güzel bir snowboard günüydü…

Son olarak da geçtiğimiz haftasonu farklı gün gidiş/geliş için gene SSC Tur’a yazıldık. Bu sefer bir gün önceden, cuma sabahı saat 4’te gelen telefonla uyandım. “Gelmiyor musunuz?” diye soruyorlar. Meğer Özgür galiba tarihleri yanlış vermiş. Cumartesi sabah yerine cuma sabaha eklemişler. Bizim hatamız…

Bir gün sonra, cumartesi sabah kazasız belasız yola çıktık. Bir sıkıntımız olmadı. Hatta ODTÜ Tesislerinde kalacaktık, önünde bırakabileceklerdi, çok iyi. Ayrca Uludağ’a geldiğimizde rehber “akşam dönüşte yemek için İskenderoğlu‘na uğranacak” diye açıklama yapınca da pek sevindik. O sevinçle gece iskenderine okey oynadık (belirteyim, yendik).

Dönüş vakti geldi. Bu sefer önceden telefonla arayıp 4 nolu otobüsümüzün 16:45’te otobüs park yerinden kalkacağını haber verdiler. Aferim, gelişme var. Gerçi önünden geçecekleri ODTÜ’den almıyorlardı ama yakındı zaten, yürürdük. Tesisin ring servisi ile kayaktan dönerken 4 nolu otobüsü park yerinde de gördüm, tamam dedim. Vakit geldi, biz otobüs park yerindeyiz ama o da ne; otobüs yok! Meğer 16:30’da otellerin oradan kalkıp geliyormuş. 10 dakika kadar rötarla geldi. Sonra yolculardan biri kalmış, tekrar otellerin oraya döndü, tekrar park yerinden geçti, öyle çıktık yola…

Ve daha Bursa’ya inmeden görevli genç, yolcular arasında dolaşıp mola bilgisi verdi. Evet, İskenderoğlu’na uğranılıyordu, 1 porsiyon iskender, içecek ve kemalpaşa 35 TL idi. 1,5 posiyon 40. Harika! Siparişi verdik. Ancak 5 dk sonrasında otobüsün önlerinden bir tartışma yükseldi. Galiba öndeki birkaç yolcu, fiyatı yüksek bulup sadece iskender yemek istemişler, sırf iskender fiyatı olarak da bir 20 TL denmiş, bir 30 TL, alacakları komisyonu ayarlama imajı veren bu fiyatla oynamaları da onları sinirlendirmiş, “sözleşmemizde burası yok, bize böyle yüksek fiyatlı bir yerde durulacağı söylenmedi, daha önce bir köftecide durmuştuk, 12,5 TL vermiştik, niye 35 TL ödemek zorundayız?” diye itiraz etmeye başladılar. Bizim otobüsteki görevli genç de esas organizatör/rehber değil, durumu telefonla kontrol ediyor. Biz de otobüsün arkasındaki bir grup olarak İskenderoğlu’na gidelim diye tutturuyoruz.

Karışıklığı gidermek için diğer otobüsten esas rehber geldi. Aldı eline mikrofonu “turumuzun bir programı var… buna bağlı kalmalıyız… tek bir mola verebiliriz… sözleşmeli bir yerimiz mevcutken de başka yere gidemeyiz…” diye konuştu. İtiraz edenler “biz menü yemek zorunda mıyız, neden istediğimiz gibi yiyemiyoruz? Geçen hafta gittiğimiz köfteciye niye gidemiyoruz?” diyince “bir yere uğranılacak ve oranın bir menüsü var, yersiniz ya da yemezsiniz, o sizin bileceğiniz” gibisinden ters bir tavırlarla cevapladı. Zaten olayı hep zorla kabul ettirmeye çalışıyordu, tavrı hiç de ikna edici değildi. Altyazıda resmen “ben sizin yediğiniz yemekten komisyon alıyorum, mutlaka sizden daha fazla para kazanacağım, buna engel olmanıza asla izin vermem” geçiyor. Tamam, hanut senin hakkın olabilir de bu ne zorlama? E tabi tartışma da uzadıkça uzuyor, sesler iyice yükseliyor. En sonunda “tamam, otobüsünüz tek bir yere uğrayacak o halde” gibisinden bir sözle gitti. Biz iskenderciler mutluyuz, sanıyoruz ki İskenderoğlu’na uğrayacaz.

Ama öyle değilmiş. Bursa çıkışına geldiğimizde bir şekilde biz hariç diğer otobüslerin İskenderoğlu’na uğrayacağını öğrendim. Öğrenir öğrenmez de esas rehberin telefonunu bulup aradım. Durumu sorunca 10 dakika o tartışmada söylediklerinin aynısını söyledi, devamında da kısaca “ben karışmıyorum, ne haliniz varsa görün” tavrıyla kapattı.

Bu arada nedense aklımda hep Gemlik çıkışında, İmam Tesislerindeki İskenderoğlu’na uğranılacağı vardı. Bursa çıkışında da şubesi vardı ama karşı şeritteydi ve yolu uzatıyordu. İmam’la arası 20-25 dk iken bence gerek yoktu. Ve telefonu tam kapattıktan sonra Bursa çıkışındakine uğranılacağını öğrendim. İşte bunu öğrendiğimde kafamda bir ışık canlandı. Yerimden “mikrofonu alıp konuşacağım” diye kalkarken bizim ekip bana bakıyordu ne yapacağım diye…

Otobüsün en önüne gidip aldım elime mikrofonu ve başladım konuşmaya; “Merhaba arkadaşlar, ismim Orçun… Bir sorun yaşıyoruz, bir grubumuz, onlara önceden söylenmediği için iskenderciye gitmek istemiyor, diğer grubumuz da istiyor. Şimdi köfteciye gidilirse, iskender isteyenlere haksızlık olur, iskenderciye gidilirse köftecilere haksızlık olur. Rehberi arıyorum, resmen “ne haliniz varsa görün” gibisinden bir tavırla olayı bırakıyor. Bakın, Gemlik çıkışında da İskenderoğlu’nun bir şubesi var, İmam Tesisleri’nde. Orada ayrıca Simit Sarayı da var, hem de tesiste yemekler var. Oradan herkese uygun birşeyler bulabiliriz. Gidilecek köfteciyi de biliyorum, önceden pişmiş, sonra ısıtılan, vıcık vıcık yağ için köfteler veriliyor” dedim. İtiraz eden kadınlardan biri hemen “Biz geçen hafta gittiğimizde köfteler gayet güzeldi” diyiverdi. “Olabilir, siz iyi bir deneyim yaşamışsınız, bense kötü bir deneyim yaşadım, demek ki kaliteli bir yer değil” dedim. “Netice İmam Tesisi’nde herkese göre birşey bulabiliriz, hadi oraya gidelim, ne dersiniz?” diye sordum. İtiraz eden yoktu. “Tamam o halde, İmam Tesislerine gidiyoruz! Başka birşey söylemek isteyen var mı?” dedim, kimseden ses çıkmadı. Olay çözülmüştü.

Arkadaki yerime geri dönerken bizim ekip ve iskenderciler beni tebrik ediyorlardı. Ve İmam Tesisine vardığımızda gördük ki İskenderoğlu’nun yanında bir de İnegöl Köftecisi var. Yani herkesin ihtiyacına uygun bir yiyecek mevcut.

Yani dedik, madem böyle bir yer var, bre rehber, ne diye kasıyorsun? Önceden burdaki İskenderoğlu ve Köfteci ile anlaş, hatta menülerinin kopyasını al, yolda herkese sor, siparişi topla, sonra gene komisyonunu al. Herkesin memnun olabileceği bir çözüm varken ne diye kasıyorsun, ne diye bizleri yoruyorsun?

SSC Tur “I Survived SSC Tur” dedirtti bana, gözümüzde biraz bitti. Uludağ ya da diğer kayak turları için tek tercih değil. Bu olayla diğer turları deneme fırsatım olacak.

Tshirt de hazır. Ancak büyük bir logo bulamadım, hazırladığım tshirt şimdilik sadece görsel nitelikte.

I Survived SSCTUR

I Survived SSCTUR

+ Hiç yorum yok

Sizinkini ekleyin